
Türk milletinin binlerce yıllık tarihini, ortak kültürünü ve medeniyet mirasını yaşatmak yalnızca akademik bir sorumluluk değil, aynı zamanda gelecek nesillere karşı taşıdığımız önemli bir görevdir. İşte bu anlayışla, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Eroğlu başkanlığında düzenlenen 12. Uluslararası Türk Kültürü ve Sanatlarını Tanıtma Sempozyumu, 6-17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Macaristan’da gerçekleştirilecek Türk Kurultayı kapsamında Türk dünyasını aynı çatı altında buluşturuyor.
Bugaç- Macaristan’da yapılacak sempozyuma Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkistan ve Macaristan’dan akademisyenler, araştırmacılar ve sanatçılar katılıyor.
Bunun yanında Bulgaristan, Sırbistan, Romanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Avusturya’da Türk tarihini ve kültürünün izlerini taşıyan önemli merkezler ziyaret edilerek kültürel inceleme gezileri gerçekleştirilecek.

Ben de bu heyecanı yaşayan, ebru sanatının tarihî geçmişini ve kültürel yolculuğunu anlatacak katılımcılardan biri olarak, Türklerin tarih boyunca bıraktığı izleri yerinde görmenin gururunu taşıyorum. Tarih kitaplarında okuduklarımızın ötesine geçerek, atalarımızın yaşadığı coğrafyalara adım atmak, ortak hafızamıza, kültürel mirasımıza ve köklerimize yeniden dokunmak tarif edilmesi güç bir duygu.
Türk Kurultayı yalnızca bir kültür etkinliği değildir. Bu buluşma, Türk dünyasının ortak tarihini, dilini, sanatını ve geleneklerini yaşatan büyük bir kültür şölenidir. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek bilimsel bildiriler, sergiler, atölye çalışmaları ve sanatsal etkinliklerle Türk kültürünün zenginliğini uluslararası platformda tanıtacak, farklı coğrafyalardan gelen katılımcılar arasında güçlü dostluk köprüleri kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Özellikle geleneksel Türk sanatları; ebru, tezhip, minyatür, çini, hat, keçe ve dokuma sanatları geçmiş ile gelecek arasında kurulan estetik bir köprü niteliğindedir. Sanatın evrensel dili sayesinde ortak kültürel mirasımız sınırları aşarak daha geniş kitlelere ulaşacaktır.
Bu yolculuk boyunca yalnızca şehirleri gezmeyeceğiz Türk tarihinin izlerini sürecek, atalarımızın yaşadığı topraklarda ortak kimliğimizin derinliğini hissedeceğiz. Her ziyaret, her sergi ve her bilimsel sunum bizlere bir kez daha gösterecek ki Türk dünyasını birbirine bağlayan en güçlü unsur, ortak kültür ve ortak hafızadır.
İnanıyorum ki bu Türk Kurultayı, yalnızca bugünün katılımcıları için değil, gelecekte Türk dünyasının kültürel iş birliklerine yön verecek önemli bir kilometre taşı olacaktır. Çünkü kültürünü yaşatan milletler, geleceğini de güçlü inşa eder.
Kültürümüzü yaşatmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın en güçlü yolu, ortak değerlerimizi birlikte üretmek ve paylaşmaktır. Bu anlamlı organizasyona emek veren tüm akademisyenlere, sanatçılara ve düzenleme kuruluna teşekkür ediyor, Türk dünyasının birlik ve dayanışmasına katkı sağlayacak nice buluşmalarda yeniden bir araya gelmeyi diliyorum.
Esengül Boyacıoğlu İnalpulat






