Her şey kahvehane’nin çatı oluğuna Saksağan’ın tünemesi ile başladı, keskin gözleri ile yaşlı selvi ağacındaki yuvasında gurk basan Kumru’yu gördü haykırdı
– gaaakkk gaak
İrkilen Kumru kuluçka’dan kıçını kaldırır kaldırmaz yumurtalarından biri derme çatma yuvadan düştü.
Yaz güneşinin kavurduğı mazı kozalakları ve susamış yaprakların tozlarını kopara sürükleye masaların arasından henüz cenine dönüşmemiş sarı ile beyazı beton zemine yayıldı.
Önündeki okey ıstakasına düşen birkaç kuru iğne yaprağı üfleyerek temizlemeye çalışırken diğer yandan kahveciye seslendi
– gaveciii salak gumru gine yımırtasını düşürdü iki su dök yerlere de sinek gelmesin.
Kahvehane duvarındaki musluğa takılı siyah hortumu eline alan kahveci baş parmağı ile suya tazyik verirken masadakilere seslendi
– ayaklanıza kaldırın
Dört okey oyuncusu oturdukları yerde ayaklarını dizlerine doğru kıvırırken iki yancı diğer masaya yöneldi.
Suyun şiddetiyle Kumru yumurtası eridi bitti kayboldu,kabukları suyun önünde gözden uzaklaştı bahçe duvarına takıldı.
Bahçe duvarı kenarlarında yıllanmış çam ağaçları sıralı,ortası beton parke döşeli parkın içindeki iki katlı binasının önünde yazın masalar ağaçların gölgelerine serpiştirilmiş, oyunuyla müşterisiyle Kumrusuyla, Kargasıyla dünden yarına sıcak yaz günlerinin devinip durduğu mahalle kahvesi.
Çatıdan etrafı dikizleyen Saksağan suyun önünde giden yumurta kabuklarına dikkat kesildi.
Ortalık durulunca kabukların yanına kanat çırptı, bir iki gagaladı bağırdı
– gaakk gak
Havalandı çatı oluğuna yeniden tünedi yaşlı selvideki Kumru yuvasına doğru haykırdı
– gaaak gaakk
Gurk basan Kumru boynunu dikleştirdi kıpırdandı,ses yeniden kulaklarını tırmaladı
– gaaakk gaaakk
Kumru heyecanla yuvadan havalanınca Saksağan göz açıp kapayıncaya kadar iki yumurtanın içini gagalayıp kursağına indirdi,boş kabuklarını yuvada bıraktı, Kumru yuvasının etrafında kanat çırpıp dönedursun Saksağan çatı oluğundaki tüneğine kurulup mutluluk anonsunu yaptı
– gaaaak gaaaak
Derme çatma yuva içindeki yumurta kabuklarını ayakları ile yuva dışına atan Kumru bacakları üzerine çömeldi göğsünü zemine dayadı başını kanatlarının arasına aldı Dünyaya küstü.
Ağacın altındaki oyuncular yağmur gibi yağan yumurta kabukları başlarından aşağıya süzülürken panikle yerlerinden fırladılar
– bu godumun gumrusu keeni yımırtılana atıyo ya arkideşle
– yımırta gabıkları dökülüpbille içim sıtdı töbosun ,emme içleri boş ya buunaann
– hooo duvara dayalı sırığı verinbaken bi, yuveye dürtü dürtüveren de dağıden
Açık başının saçları kulaklarının hizasına kadar dökülmüş içlerinde tek şapkasız olanı
– durun ule arkideşlee, onnada bu evrende yaşeceklee biz doğal dengeyi daa nereye gadaa boklecez, yavrı çıkcek yuvaları nezımana gada yıkcez ha biz masanın yerine denişdiriverem, gavecii maseye hu saçağın altına sürüsek olumu
– ben garışman, gedeken esgi yerine kakdırısanız oluu
Saksağan çatı oluğundan aşağıya baktı, çatı saçağının hemen altındaki etrafında dört adamın oturduğu masayı gördü, üzerindeki parlak plastik oyun taşları dikkatini çekti, gördüğü dörtlüden üç şapkayı es geçip kenarları kısa beyaz saç ortası güneş vurdukça ışıldayan çıplak başı hedef seçti.
Arkası dönük kıçı oyun masasının tam üstünde iki pençesini çatı oluğunun kenarlarına geçirdi, gözlerini ışıldattı .
– gaaakkkkk. gaaaakkkkk
Emekli Çöpçü







